{title}
{title}
marmarisyachtmarina
marmarisyachtmarina
{title}
{title}
Altın Kanatlar

Sehit Pilot Yüzbasi Fethi Bey ve Raşidi ÜSteğmen Sadık Bey


Tayyareci Fethi Bey (sol alt) ilk Türk pilotlarındandır. İstanbul Ayazpaşa'da doğmuş, 1907 yılında Bahriye Mektebi'ni bitirmiştir. Mesleğinde ilerlemek için 1911 yılında gittiği İngiltere Bristol Uçak Fabrikası'nda aldığı havacılık eğitiminden dönünce yüzbaşılığa yükseldi. Bir süre İstanbul'da çeşitli gösteri uçuşları gerçekleştirdi. Tayyareci Fethi Bey ve yardımcısı Sadık Bey 8 Şubat 1914'de Muavenet-i Milliye isimli Bleriot XI/B uçağı ile İstanbul-İskenderiye uçuşuna başladılar. Konya, Ulukışla, Adana, Humus ve Şam üzerinden İskenderiye'ye uzanacak bu hava yolculuğunun son etaplarında 3 Mart 1914 tarihinde Şam'ın Taberiye ilçesi Şimiriye bucağı yakınlarında düşerek Türk havacılık tarihinin ilk şehitleri arasında yer aldılar. Mezarı Şam'daki Salahattin Eyyubi Türbesi'ndedir.

Fethi Bey'in hedefine varamadan şehit düşmesi, o günlerde ülke çapında büyük üzüntüye yol açmıştı. Muğla'nın Meğri kasabasına Fethiye adının verilişi Tayyareci Fethi Bey'in ölümünün yarattığı üzüntüden dolayidir. Günümüzde Fethiye'de antik tiyatronun hemen karşısında bulunan parkin içinde Tayyareci şehit Fethi Bey'in 10 m. boyutunda, Dr. Yük. Müh. Alb. Emk. Öğretim Üyesi Ali İlhan Özdilek ve Resim-İş Öğretmeni Onur Uslu tarafından yapılmış bir anıtı bulunmaktadır. Bu anıt, Fethi Bey'in şehit olduğu 28 Şubat 2005 tarihinde açılmıştır. Her yıl bu tarihte, anıtta anma törenleri düzenlenmektedir. İsmi ayrıca yine Fethiye'de bir özel okula verilmiştir (Şehit Fethi Bey İlköğretim Okulu). Behçet Kemal Çağlar, Tayyareci Fethi Bey için şu dizeleri yazmıştır:

                    "Aslan uçtu" diye söylenir methi;
                    Bu kutsal toprağın çocuğu Fethi..
                    Kahrolur darbanla elbet her zaman
                    Olursa bakış yan ve maksat eğri;
                    Bak; Fethiye oldu sayende Meğri,
                    Kartalım! gölgende hürdür bu vatan.


Sehit Pilot Üsttegmen Nuri Bey ve Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey


Askerlik mesleğini çok seven Nuri Bey, 1891 yılında İstanbul'da doğdu15 Teşrîn-i sânî 1323 (28 Kasım 1907) tarihinde Mühendishâne-i Berr-i Hümâyun' a (Harp Okulu) girdi 2 Nisan 1326 (15 Nisan 1910) ' da Sahra Topçu Mülâzım-ı sânî (Teğmen) rütbesiyle mezun oldu ve 2 nci Ordu emrine atandı 1909-1910' lu yıllarda Avrupa ordu teşkilatı içerisinde yer alan havacılığın bizdeki başlangıç süreci İtalyanların Trablusgarp'a saldırdığı döneme rastlar Dönemin Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın emriyle Kurmay Yarbay Süreyya Bey başkanlığında, Fennî Kıt'alar ve Müstahkem Mevkîler Umum Müfetttişliğine bağlı "Tayyarecilik Komisyonu" kurulmuştur Bu komisyon uçak satın alımı ve pilot yetiştirilmesi amacıyla yetenekli ve yabancı dil bilen subayların Avrupa' ya gönderilmesiyle işe başlamıştır REP uçak fabrikasıyla yapılan anlaşma gereğince sekiz subayımız, Fransa'daki "Bucq Uçuş Okulu"na gönderilmişlerdi Bu subaylar arasında Nuri Bey' de bulunmaktaydı

1 Nisan 1912 günü Bucq Uçuş Okulu' na giden genç subaylar arasında Yüzbaşı Refik Bey ve Teğmen Nuri Bey, yetenekleri ile hemen kendilerini göstermişlerdir Bu iki yetenekli subay, 22 Haziran 1912' de pilot olarak bu okuldan mezun oldu Nuri Bey pilot olarak yurda döndükten sonra, Yeşilköy Tayyare Mektebi' nde uçuş eğitimine ve tecrübesine devam etti Bu uçuşlar sırasında bir defa Hadımköy, iki defa da İstanbul üzerinde 1500 metre yüksekliğe kadar çıktı Bu uçuşlardaki başarısı nedeniyle kendisine Harbiye Nezareti Fennî Kıt'alar ve Müstahkem Mevkîler Umum Müfettişliği tarafından 26 Aralık 1912 tarihinde bir başarı belgesi verildi Fransız İhtilali ile dünyaya yayılan milliyetçilik hareketleri Osmanlı İmparatorluğunun teb'ası olan ulusları da etkilemekteydi İmparatorluğun gittikçe zayıflamasını fırsat bilen devletlerin kışkırtmalarıyla 30 Eylül 1912 ' de Balkan devletleri seferberliklerini ilan ederek 16 Ekim 1912 sabahı Osmanlı topraklarına saldırdı Teğmen Nuri Bey, savaşın çıkmasından beş gün önce Yüzbaşı Fesa, Üsteğmen Fethi ve Teğmen Abdullah ile birlikte Garp Ordusu emrine atanmıştı Selanik' e gelmiş olan uçaklar buradan müfreze halinde Köprülü' ye gönderildi Yunanlılar' ın Selanik' e yaklaşması üzerine burada bulunan uçaklar yakıldı ve tayyarecilerimiz Mısırlı Prens Ömer Paşa'nın gönderdiği bir gemiye kıyafet değiştirerek gizlice binmeyi başardı Bu şekilde Yüzbaşı Fesa ve Teğmen Nuri Bey' ler İstanbul' a geldi Havacılığın gittikçe önem kazanması üzerine genç ve yetenekli subayları havacılığa teşvik etmek amacıyla havada en az bir saat kalabilecek tayyareciye 5000 kuruşluk ödül verilmesi kararlaştırıldı Bu ödülü ilk defa alan, İstanbul ve Çatalca üzerinde bir kaç kez bir saatten fazla uçan Teğmen Nuri Bey oldu Selanik'ten kaçmayı başaran pilotlara elde kalan uçaklar taksim edilmiş, Nuri Bey' e ise REP uçağı verilmiştir Osmanlı Ordusu Trakya' yı kurtarmak için ilerledikçe uçaklarımız da ordunun harekat rotasını takip etti ve önemli keşiflerde bulundu Nuri Bey, "Prens Celaleddin" isimli uçağıyla başarılı uçuşlar yapmış ve kendisine verilen keşif görevlerini de başarıyla yerine getirmiştir

Avrupa' da hızla gelişen havacılık Türkiye' de de yakından izlenmekteydi Bu konudaki çalışmalar Türk havacılığının gelişmesini ve verimli sonuçlar alınmasını sağlamaktaydı Bu gelişimin yaşandığı sıralarda bir Fransız uçağı İstanbul' a uğra***** Türkiye üzerinden Mısır' a geçecekti Dönemin Genelkurmay Başkanlığı, Fransız havacıları karşılamak üzere Edirne Uçak Müfrezesi' nden Pilot teğmen Nuri Bey ile Kırklareli Müfrezesi' nden Pilot Yüzbaşı Salim' i İstanbul' a çağırdı Üsteğmen Nuri Bey, Edirne-İstanbul arasındaki 240 kilometrelik hava yolunu hiç bir yere inmeden bir defada geçebilmek için Râsıd'ı Teğmen Hami Bey ile birlikte havalanmışlar ve 24 Ekim 1913 günü sabahı kalkış yapmışlardır Kalkıştan itibaren kalın bir sis tabakasının içine girerek sis yoğunluğundan kurtulmak için 800 metreye kadar tırmanmışlar, Çorlu' ya geldikleri zaman sis daha da yoğunlaşmış ve yedi pistonlu olan uçağın motorunun bir pistonunun bozulmasına rağmen, tüm bu zorlukları aşarak Safraköy' e inmeyi başarmışlardır Bu Edirne - Babaeski - Çorlu - Çatalca üzerinden Yeşilköy'e kadar yapılan uçuş, havacılık tarihinde yapılan ilk uzun mesafe uçuş olmuş ve Nuri Bey 10 altınla ödüllendirilmiştir.

İstanbul - Kahire arasında yapılan uçuşun Türk havacılık tarihinde önemli bir yeri vardır Bu uğurda bir çok şehit verilmiştir Balkan savaşının acı hatıralarının silinmesi ve Fransız havacılarının yarattığı hayranlığın Türk pilotlarına çevrilmesi amacıyla Harbiye Nazırı Enver Paşa, iki uçaklık bir filonun Kahire' ye gitmesini kararlaştırdı Bu uzun uçuş bir takım aşamalara ayrılmış, uçakların inecekleri alanlar önceden hazırlanarak, yakıt ikmal noktaları Konya ve Halep olarak belirlenmiştir Bu yolculuğa Pilot Fethi ve Nuri Bey' ler seçilmiştir Rasıt olarak Fethi Bey' e Sadık Bey, Nuri Bey' e de Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey refakat etmek üzere görevlendirilmiştir Bu tarihî yolculuk, 8 Şubat 1914 günü yağmurlu bir havada başladı Nuri Bey, 0910' da İstanbul' dan havalandı Havanın gittikçe kötüleşmesi üzerine Bursa üzerinden geriye döndü ve Yeşilköy' e indi Öğleden sonra sisin dağılması üzerine yeniden havalanmış ve Karamürsel üzerindeyken motor arızalandığı için İznik' e inmek zorunda kalmıştır Arızanın giderilmesinden sonra İznik' ten hareket ederek Lefke' ye geldi Burada kendisine Bilecik ve Eskişehir postaları verildi Böylece Türkiye' de ilk posta uçuşu Nuri Bey idaresindeki uçuşla gerçekleştirilmiştir Diğer uçakla hareket eden Fethi Bey, 12 Şubat' ta Adana' ya inerken aynı gün Nuri Bey' de Eskişehir' e geldi14 Şubatta Eskişehir' den hareket eden teğmen Nuri Bey, yoğun sis nedeniyle uçağın rotasını Bolvadin' e yönlendirmiş ve buraya inerek bir süre bekledikten sonra Akşehir' e ulaşmıştır 15 Şubatta Akşehir' den hareketle motor arızası nedeniyle Osmaniye' ye ve yine hava muhaleteti nedeniyle buradan da Karakaya köyüne inmek zorunda kalmış ve 17 Şubatta Konya' ya gelebilmiştir Yolculuğun en zor bölümüne gelinmişti 18 Şubat günü Konya' dan havalanan Nuri Bey, Karaman'ı geçip Toros eteklerine gelince ters rüzgarlar nedeniyle yükselemediği için Karaman' a dönmek zorunda kaldı Uçağın rasıtla beraber Toroslar' ı aşmasının mümkün olamayacağı anlaşılınca Nuri Bey, 19 Şubat' ta Karaman' dan hareket ederken; Rasıt Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey, trenle Tarsus' a gitmek zorunda kalmıştır

Bu defa Toroslar' ı aşmak mümkün olmuş ve iki arkadaş Tarsus' ta buluşarak 22 Şubat günü yaptıkları uçuşla Adana' ya ulaşmışlardır Yolculuğun en zor kısmı aşılmış ama aksiliklerin önü bir türlü alınamamıştı 21 Şubat'ta Adana'dan hareketlerinden kısa bir süre sonra buji arızasından dolayı Misis' e inmişler, 22 Şubat'ta Misis' ten ayrılarak ancak 23 Şubat' ta Halep' e ulaşabilmişlerdir Bu tarihî uçuşun diğer kahramanı Fethi Bey, 24 Şubat 1914' de Şam' a varmış ve 27 Şubat günü Fethi Bey ve Rasıdı Sadık Bey, Şam' dan Kudüs' e doğru hareket etmiştir Ancak Şam yakınlarındaki Taberiye Gölü civarındaki Cehennem Vadisi' nde düşerek şehit olmuşlardır Bu elim kazanın olduğu gün, Nuri Bey' de Şam' a gelmiş ve çok sevdiği arkadaşlarının cenazeleriyle karşılaşmıştır İlk plan gereğince Nuri Bey' in Kudüs ve El Ariş üzerinden Kahire' ye uçması gerekiyordu Ancak İstanbul' dan gelen emirle eski rotadan vazgeçerek sahil üzerinden uçuşa devam etmesi istendi Bu emir üzerine Nuri Bey, sahili izleyerek Beyrut' a, oradan da 9 Mart 1914 günü Yafa' ya geldi Artık Mısır' a yaklaşılmış, arada yanız bir aşama kalmıştı Hem dinlenmek, hem de uçağın bakımını yapmak amacıyla uçuşa bir gün ara verildi.

11 Mart 1914 günü halk yafa meydanında toplanmış, uçağın havalanacağı anı merak ve heyecanla bekliyordu Bu sıralarda Mısır hükümeti de Nil kıyılarına gelecek olan Türk uçağını karşılamak için büyük bir hazırlık yapıyordu Yafa'dan uçulacağı gün, rüzgar denize doğru karadan esiyordu Bu durumda rüzgarı önden alabilmek için dağlara doğru kalkmak gerekiyordu Meydanın konumu gereği ancak denize doğru kalkış yapılabilirdi Bu durumda rüzgarın deniz yönüne doğru eseceği ana kadar beklemek gerekiyordu Bu bekleyiş belki de bir kaç gün sürecekti Bu ise, planlı ve programlı ve son aşamasına gelmiş tarihî uçuşa gölge düşürebilecekti Nuri Bey, rüzgarı arkasına alarak alanda toplanmış olan halkın coşkun tezahüratlarıyla birlikte kalkış yaptı Yerden kesildikten sonra bir süre deniz seviyesine yakın olarak uçtu Uçağın yükselmediğini gören Nuri Bey, yavaşça dönüş yapmak suretiyle rüzgarı önden almak istedi Bu dönüş uçağın hızını daha da düşürdü Zaten sürati yeterli olmayan uçak, bu durumda havada tutunamadı ve denize düştü Rasıdı İsmail Hakkı Bey, yüzme bilmediği için uçağın üzerine çıktı Nuri Bey, üzerindeki deri elbiseleri ile sahile doğru yüzmeye başladı Suda daha da ağırlaşan elbiseleri ile bir süre yüzdükten sonra yoruldu ve uçağa geri dönmek zorunda kaldı Bu dönüş sırasında son gücünü de harcadı ve çok su yuttu İsmail Hakkı Bey, batmaya başlayan uçağa zorlukla arkadaşını çekebildi Bu sırada uçağa ulaşan kayıklar iki kazazedeyi alarak kıyıya çıkardı Hastaneye kaldırılan Nuri Bey, bütün çabalara rağmen kurtarılamadı Kendi grubunda ilk bröveyi alan, ilk kez 1500 metre yüksekliğe çıkan, Türk havacılık tarihinde 240 kilometrelik mesafeyi tek uçuşla ilk kez aşan ve bir çok ödüllerin sahibi olan kahraman havacımız Nuri Bey, ne yazık ki İstanbul-Kahire uçuşunu tamamlamaya bir etap kalmışken 11 Mart 1914 günü şehit oldu ve adını Türk tarihine altın harflerle yazdırdı Bu yolda şehit olan Nuri Bey Şam' da yatan arkadaşları Fethi ve Sadık Bey'lerin yanına defnedildi.

 

 

2. Dünya Savaşı Sırasında Şehit Düşen TÜRK Pilotlar


Bilindiği gibi, Türkiye 2. Dünya Savaşı'na katılmadı. Ancak, Türk Hava Kuvvetlerinin elinde İngiliz yapımı uçaklar bulunmaktaydı. Türkiye, İngiltere'den bu uçakların eğitimini verecek pilotlar istediyse de, İngiltere savaşın en kızışmış dönemi olması nedeniyle bu isteği geri çevirdi. Bu durumda Türkiye, İngiltere'ye eğitim için pilotlar göndermek zorunda kaldı. 

Bu Türk pilotları, diğer İngiliz uyruklu pilot adayları gibi, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri armalı, fakat silahsız uçaklarla uçuş eğitimi almaktaydılar. Ne yazık ki bu öğrenci pilotlar bazen Alman avcı uçakları ile karşılaşıyorladı ve tabii ki onların karşısında hiç şansları yoktu. 1942-1944 yılları arasında tam 12 Türk pilotu bu şekilde şehit oldu. Şehit pilotlarımız İngiltere'deki Brookwood askeri mezarlığında İngiliz arkadaşlarıyla birlikte yatmaktalar. ( M. Reşit Nalbantoğlu hariç. Onun mezarı ise Eskişehir'de). Şehit pilotlarımızın listesi aşağıdadır. 

Şehit pilotlarımızı, arkadaşlarını ve 2. Dünya Savaşı'nda yaşamını yitiren tüm pilotları saygıyla anıyoruz.. 

M. Reşit Nalbantoğlu Hava Pilot Teğmen 16. Ağustos . 1942 Oxford 
Nizamettin Şengün Hava Pilot Teğmen 18. Eylül . 1942 Kayıtlarda bulunamadı 
Ali Aksu Hava Pilot Teğmen 
Saim Parlak Hava Pilot Teğmen 
Esay Şaşmaz Hava Pilot Teğmen 
Hakkı Akarçay Hava Pilot Teğmen 
Ömer Sümercan Hava Pilot Teğmen 
Kemal Gülçeken Hava Pilot Teğmen 
Mustafa Kemal Görez Hava Pilot Teğmen 
Fethi Nejat Ang Hava Pilot Teğmen 
Emin Dönmez Hava Pilot Teğmen 
M. Hüdai Toros Hava Pilot Teğmen





Vecihi Hürkuş ( 1896 - 1969 ) Türk Pilot ve Mühendis Türk Havacılık Tarihinin En Önemli İsimlerinden

6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul'da doğdu. I. Dünya Savaşı'na katıldı. Yaralanınca İstanbul'a dönerek Yeşilköy'deki Tayyare Mektebi'ne girerek tayyareci oldu. Birinci Dünya savaşı sırasında pilot brövesi alarak 7. Tayyare Bölüğü'nde Ruslara karşı harekata katılan Vecihi Bey başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapmış ve bu arada girdiği bir hava muharebesinde bir Rus uçağını indirmiştir. Vecihi Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk tayyarecidir.[1]Daha sonra Ruslara esir düşen Vecihi Bey Hazar Denizinde bulunan Nargin Adasından yüzerek İran üzerinden kaçmayı başarmış ve yurda dönerek 1918 yılı yaz başında Yeşilköy'de konuşlanmış bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü'nde görev almıştır.

Bu bölükte görevli iken bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Bey'in bu projesi Mondros ateşkes anlaşmasının imzalanması ile yarım kalmıştır. Kurtuluş Savaşı'na katılan Vecihi Bey, özellikle İnönü ve Sakarya savaşı sırasında çok başarılı keşif ve destek uçuşları yaptığı gibi bir Yunan uçağını da indirmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ilk ve son uçuşunu yapan pilottur. İzmir (Gaziemir - Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden kişi olur.

Vecihi Bey'e kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Ayrıca TBMM tarafından üç kez Takdirname verilmiştir. Üç takdirname verilen tek kişidir.

Savaştan sonra İzmir'de yeni tayyarecileri eğitmeye başlar. Edirne'ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilir. Hizmeti karşılığı uçağa "Vecihi" adı verilince, uçak inşa etmek düşünceleri canlanır. İzmir Seydiköy Hava Mektebi'nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam eder. 1924'te ganimet olarak Yunanlılardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eder. 28 Ocak 1925'de "VECİHİ K-VI"adını verdiği uçağını uçurur. Ancak ödül yerine onu ceza beklemektedir. Vecihi Hürkuş'un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır.

Daha sonra askeri havacılıktan ayrılarak uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına devam etmiştir. Havacılığa gönül veren Tayyareci Vecihi Hürkuş da sadece Türk havacılık tarihinin değil, belki de tüm Türkiye tarihinin en ilginç simalarından birisiydi.

1930'da Kadıköy'de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı VECİHİ K-XIV'ü inşa etti. İlk uçuşunu 16 Eylül 1930'da Kadıköy Fikirtepe'de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır. Bu uçuştan sonra VECİHİ K-XIV ile önce Yeşilköy'e, sonra Ankara'ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığına başvurmuş, 14 Ekim 1930'da "Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir" cevabını almış. Hürkuş, bunun üzerine bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla uçağı sökerek demiryollarından kiraladığı vagonla Çekoslovakya'ya gönderilmesi için müsaade almıştır. Hürkuş, 6 Aralık 1930'da Prag'a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait statik raporu gibi resmi evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş. Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlanmıştır.

Hürkuş 23 Nisan 1931'de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde "Yaşasın Türk Tayyareciliği" yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır. 25 Nisan 1931'de Çekoslovakya'dan uçarak Türkiye'ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931'de Türkiye'ye gelmiştir.

Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, THK (Türk Tayyare Cemiyeti) yararına Türkiye turu yaptı. Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.

İkinci Tur (09.11.1931) : Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.

1930'lu yıllarda ilk Türk Sivil Havacılık Okulu'nu (Vecihi Sivil Tayyare Mektebi 1932) açmıştır. Okulda ilk Türk kadın pilotumuz Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştirmiştir. İstanbul Kadıköy'de (Kalamış)İlk sivil uçağımız VECİHİ K-XIV, ilk eğitim ve spor uçağımız VECİHİ K-XV, 160 Beygirlik Mersedes uçak motorlu deniz kızağı VECİHİ SK-X üretilmiştir. Nuri Demirağ Bey, bir tayyare yapımı için 5000 TL vermiş, böylece 1933'de Vecihi Hürkuş tarafından NURİ BEY adı verilen VECİHİ K-XVI kabin uçağı yapılmıştır. Vecihi Bey zor koşullarda eğitim yaparken bazı kurumların, örneğin TEKEL idaresi'nin ve İŞ BANKASI'nın reklamlarını yapmış, bazı vatansever yetkili kuruluşların da yardımları olmuştur.

1954 yılında İlk sivil havayolu şirketimiz Hürkuş Havayollarını kurmuştur.

Türk Havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kişilerinden olan Vecihi Hürkuş Ankara'da 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi'nde vefat etmiştir.

TÜRK HAVACILIK TARİHİNDE VECİHİ HÜRKUŞ'UN İLKLERİ


1. Çift motorlu tayyareyle "Caudron G–4" uçan ilk Türk pilot oldu. (Doğu Cephesi, 17.07.1917)

2. Kafkas Cephesi'nde bir Rus uçağını düşürerek ilk Türk Hava Zaferini kazandı (Kelkit, 26.09.1917)

3. Ruslardan ele geçirilen Nieuport tayyaresine pervane imal etti. "1 pervane = 1 uçak" (İstanbul, 1918).

4. İstiklal Savaşında uçak kanatlarının tamiratı için jelâtin ile emait imal etti.

5. İstiklal Savaşının ilk keşif uçuşunu yaptı (Kula/Alaşehir 15.08.1920)

6. İstiklal Savaşının son uçuşunda (Seydiköy/Gaziemir) hava alanına ilk girdi ve tek başına işgal etti. (İzmir, 14.09.1922)

7. İstiklal Savaşında, her sınıf muharipler arasında Mustafa Kemal Atatürk'ün teklifleriyle üç defa TBMM takdirnamesi verilen tek kişi olarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazandı.

8. Türk toprağı üzerine ilk yolcu seferi düzenledi. Caproni Breda – 11 yolcu (Edirne, Haziran 1923)

9. İlk Türk tayyaresinin inşasını yaptı "Vecihi K-VI" (İzmir, 1924) İlk ve tek uçuşu (İzmir, 28.01.1925).

10. Türkiye'de ilk olarak Vecihi Hürkuş'a "Türkiye'nin Baştayyarecisi" ünvanı verildi (Ankara, 17.06.1925)

11. Türkiye'de ilk paraşüt atlayışında uçağı, Vecihi Hürkuş kullandı. Atatürk'ün de izlediği gösteriyi Alman paraşütçü Herr Hainike gerçekleştirdi. (Ankara, 16.09.1926)

12. İlk sivil uçağının inşasını yaptı. "Vecihi K-XIV" (Kadıköy/İstanbul, 16.09.1930)

13. Avrupa semalarında ilk Türk uçağı ile uçuş yaptı (Prag-İstanbul, 25.04.1931)

14. Türkiye'de uçakla ilk yurt turunu yaptı. (02.09.1931 / 09.11.1931

15. Vecihi Bey tarafından yapılan öneriyi kabul eden Belçikalı Paraşütçü M. Rene, Türkiye'de ilk Türk sivil uçağında ilk paraşüt atlayışını yaptı. Vecihi K-XIV Uçağını Vecihi Hürkuş kullandı (Yeşilköy, 18.01.1932)

16. Türkiye'de ilk sivil Kara ve Deniz Tayyare Fabrikasını kurdu. "Vecihi Fiham Kara ve Deniz Tayyare Fabrikası" (Kadıköy/İstanbul, 1932)

17. Uçak motorlu sürat teknesi "Vecihi K-X" ihtira beratı aldı (1930). İnşasını yaptı (Kadıköy/İstanbul, 1933).

18. "V.S.T.M." Türkiye'deki ilk sivil pilotaj okulu açtı "Vecihi Sivil Tayyare Mektebi (Kadıköy/İstanbul, 1932)

19. İlk Türk kapalı kabin yolcu/deniz uçağını "Vecihi K-XVI" inşa etti. (Kadıköy/İstanbul, 1933)

20. İlk Türk Spor ve Eğitim uçağı "Vecihi K-XV" uçağını imal etti. (Kadıköy /İstanbul, 1933

21. İlk Türk kadın tayyare pilotu Bedriye Bacı'yı (Gökmen) ve 12 pilot yetiştirdi (Kadıköy/İstanbul, 1933)

22. Türk Kuşu'nun kuruluşu ilgili katkılarda bulunurken Türkiye'de ilk planör inşasını (US–4 ve PS–2) gerçekleştirdi. (Ankara, 1935–36)

23. Kamu kaynaklı olmayan "Kanatlılar" havacılık dergisini 12 sayı süreli çıkarttı. (İstanbul, 1948)

24. Yurt içi hatlarda yolcu ve kargo taşımacılık yapan ilk özel havayolu şirketini kurdu. "Hürkuş Havayolları" (İstanbul, 1954–60).

25. Türkiye'nin toprakaltı radyoaktif servetlerini (Toryum, uranyum, fosfat) tayyare ile tespit etti "MTA." (1961–67).

26. ICAO tarafından Dünyada pilotluğu 50 yılı aşan ilk Türk pilot olarak ödüllendirildi (1916–1967)

27. 1916–67 yılları arasında, Vecihi Hürkuş toplam 102 ayrı model uçak kullanan ilk ve tek pilottur.

28. Hayatının yaklaşık 30.000 saati havada geçen ilk ve tek Türk pilottur. 30.000 saat = 1.250 gün = 41 ay 20 gün = 3 yıl 5 ay. (Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği açıklaması)