Bilgin Özkaynak Kişisel Web sitesi
Bilgin Özkaynak Faaliyetler
Bilgin Özkaynak Albümler
Bilgin Özkaynak Yorumlar
Bilgin Özkaynak Kişisel Web sitesi

Almanya'ya Yerleştirilen Türk Esirler

   Önce tarih aynasından üç asır geriye bakarak, 318 yıl geriye gidip 1683 yılındaki son büyük Türk-Nemçe (Avusturya) hesaplaşmasının son saatlerini isterseniz tozlu sayfalardan kısaca özetleyelim. 12 Eylül 1683 günü Doğu Roma imparatorluk tacının sahibi Türklerle Batı Roma varisi Nemçeliler (Avusturyalılar), Beç (Viyana) sudan önünde son büyük rövanşın son saatleri için karşı karşıya geldiler. Ofensif hareket eden Türkler asrın en sağlam surlarını yıkarak Kızılelma'ya sahip olmak, defansif davranan Avusturyalılar ise Türkleri durdurabilme planını esas alarak yüz binlerce askeri Alamandağı (Kahlenberg) çevresinde konuşlandırdı. Üç aydan fazla devam eden kuşatma uzadıkça Türkler yoruldu, yardım için Viyana'ya yola çıkan Haçlılar zaman kazandı, ama gerçekte bilinmeyen ise kaderin ağım örmeye devam etmesiydi. Uzayan her dakikada binlerce düşman askeri kaleyi kuşatan Osmanlı'yı arkadan kuşatıyor ve siperini alıyordu. Papa'nın kutsal çağrısıyla Almanya, Hollanda, Polonya, Venedik, ispanya, Fransa ve Avrupa'nın çeşitli yerîerinden toplanan Hıristiyan orduları kuşatmayı son gününe kadar getiren Türk ordusunu arkadan sararak öldürücü darbeyi vurmaya hazırlanıyorlardı.

Almanya'ya Yerleştirilen Türk Esirler İBRAHIM PAŞA'NIN GAFLETI
Tuna'nın karşı tarafındaki Giray Han'ın Leh askerlerini, Budin yolundaki İbrahim Paşa'nın ise Avusturya askerine karşı tedbir almamasının acısı 12 Eylül 1683 gününün öğle vakti belli olmaya başladı. Türk tarihinin gelecekteki 500 yılına tesir edecek sonun başlangıcı yaklaşıyordu. Öyle ya asırlarca payitahta zafer haberleri gönderen Osmanlı ordusunun merkezi ve sol kanadı düşmanın eline geçmek üzereydi. Yaklaşan kılıç sesleri aslında Osmanlı ve Avusturya çekişmesinin asırlarca devam edecek ilişkilerinde son derece belirleyici bir rol oynayacaktı. Bavyera Elektörü Maximillians, Eflâk ve Boğdan atlılarının geri çekilmesini fırsat bilerek şuursuzca savaşan Osmanlı ordusunun sağ kanadına hücuma geçti.

YENİLGİYİ KABULLENİŞ
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ikindi vakti Osmanlı hazinesinin önemli bölümünün düşman eline geçtiğini görünce ileri atılmak istedi. İki tarafın top ateşiyle göz gözü görmeyecek bir cehennem ateşinin korkusunu Viyana surlanmn içinde ve dışındakilerden herkes yaşadı. İbrahim Paşa ve Giray Han'a beddualar yağdıran Sadrazam Merzifonlu akşam verdigi ani kararla kuşatmayı kaldırıp süratle Budin'e hareket emrini verdi. Bu emir aym zamanda yenilgiyi kabul, kadere boyun eğmekti. Tabi ki binlerce Türk'ün Avrupa içlerine esir gelmesinin de başlangıcını oluşturuyordu. 13 Eylül günü onbinlerce Yeniçeri, Sipahi, akma, kapıkulu, kumbaracı ve lağımcı askerleri galipler tarafından esir alınıp derhâl Viyana hinterlaridının Almanya tarafına doğru götürüldü. Kuşatmanın yarılmasından hemen sonra müttefik ordularının Leh komutanı Jan Sobiyeski ve Bavyera Elektöru Maximillians, Papa tarafından Hıristiyan aleminin yiğit evlatları ilân edildi.

BU KEZ TÜRKLER KAÇTI
Çeşitli Avrupalı milletlerden oluşan kalabalık orduların bazısı geri çekilen Türklerin peşine takılırken Alman ve Fransız komutanlar ganimet ve esirlerin paylaşılmasında birbirlerine düştüler. Başta Osmanlı hazinesi olmak üzere eşyalar galip müttefikler arasında süratle paylaşıldı ama sayıları giderek artan Türk esirler için bir çare bulmak gerekti. Alman komutan Maximillians boylu poslu en seçme Türk esirlerden 270 kişilik bir grubu Linz-Salzburg üzerinden Münih'e gönderdi. Almanların şaşkın ve ilgi dolu bakışları arasında bir zamanlar akıncı olarak geldîkleri Bavyera'da yeni bir hayata alışmaya çalışan Türk esirlerin sayısı ertesi yıl daha da arttı Belgrad, Zenta, Salamenken ve Budin muharebelerinde esir edilen çok sayıda Türk özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg bölgelerine getirildi. Gelen Türkler ilk sorgularından sonra çeşitli bölgelerdeki kamplara gönderildi. Yerel tarihçi Rudolf Görge'nin yazdıklanna göre Münih'e getirilen esirlerin sayısı bin'i aşmış. Tarihçi Yılmaz Öztuna ise 1.245 esirin Maximilians tarafmdan Münih'e getirildiğinden bahsediyor. Aynı yıllarda Münih şehrininin nüfusunun 13 bin civannda olduğunu düşündüğümüzde esir Türkler şehir nüfusunun yüzde 10'una tekabül eden bir sayıya ulaşıyor. Günümüze kadar gelen bilgilere göre, Münih'e getirilen Türkler Fostenried ormanı, Au dokuma fabrikası ve Nympfenburg sarayının kanallarının açılması işlerinde çalıştırıldı. Resmi bilgilerin oldukça kıt olduğu Orta Çağ Almanyası'ndan günümüze gelen en önemli bilgileri kilise kayıtlarında görebiliyoruz.

HALKIN ESİRLERE İLGİSİ
Tarihçi Görge'ye göre 23 Ekim 1686 günü Münih'e getirilen bir grup Türk esirin sayısı 296 olarak kayıtlara geçmiş. Daha sonra getirilen 549 esirle bu sayı giderek artarken, Belgrad kalesinin elimizden çıkmasıyla 400 Türk daha Münih'e getirildi. İçlerindeki önemli şahsiyetlerden Yenişehirli Mehmet Paşa, Bursalı Ruffai Osman Paşa, İstanbullu Süleyman Paşa, Sivaslı Ali Sipahi, Bayatdağlı Hasan Efendi, Erzurumlu San Mustafa, Tokatlı Felli Paşa ve Adalı Şaban Paşa ile beraber esir Türklerin sayısı 1688 yılında Münih'te 1245 kişiye yükseldi. Zamanla özellikle Balkanlar'da devam eden kıyasıya savaşlarda esir edilen çok sayıda Türk'ün Münih'e yakın olan diğer şehirlere de getirildiği tarihçilerin verdiği bilgiler arasında. Esir getirilen Türklere Alman toplumunun gösterdiği yakın ilgi sayesinde bu insanlaın gerçekten devlet yetkilileri değil ama, halk ile yakin bir diyaloğa girerek toplumda iyi bir intiba bıraktıkları, hatta bazılarının yerli halkla evlilikler yaptıkları da belirtiliyor. Hıristiyanların kendi dinlerinden olmayan biri ile evlenmesinin kilise tarafından kabul edilmemesi üzerine Batı, esir Türklerin ilk etapta evlenebilmek için din değiştirdikleri, değişen din ve Hıristiyan ismi ile Münih toplumuna tamamen asimile oldukları belirtiliyor.

Almanya'ya Yerleştirilen Türk Esirler
Ortaçağ Almanyasındaki din hürriyeti ile ilgili bilgilere birazcık vakıf olanlar, Türk esirlerle ilgili konularda tek söz sahibi olanın kilise olduğunu mutlaka tahmin edeceği için kiliselerin bu insanlar üzerindeki misyonerlik faaliyetleri ile ilgili konuya fazla girmiyoruz. Özellikle esirlerle yakından ilgilenen kilise yetkililerinin bu insanları Bavyera'nın çeşitli şehirlerinde dolaştırarak kendi ağızlarından Hıristiyanlığa geçtikleri şeklinde ki ifadeleri tekrarlattıkları da günümüze kadar ulaşan cılız bilgiler arasında. Alman tarihçi Görge'nin verdiği bilgiye göre, Münih'in Au semtindeki Tuchfabrik dokuma fabrikasında günlük 6 Frank yevmiye ile çalıştırlan bu insanların zor şartlar altında ve ot yiyerek günlerce yaşadıkları belirtiliyor. Fabrikanın doktoru olan Dr. Henkles'in esir Türk işçilerine baharat ve ot vererek hasta olmalarını önlediğini belirten parlak zekaya (!) sahip olduğunu da yine Alman kaynaklarından takip edebiliyoruz.